barisvskaya

Just another WordPress.com site

Posts Tagged ‘clara luzia

Clara Luzia – Cosmic Bruise

with one comment

In memory of Tuğçe Albayrak,

On 15 November 2014, German student Tuğçe Albayrak was struck and fatally injured outside a McDonald’s restaurant in Offenbach am Main.

According to the witness statements, she had rushed to the aid of the girls upon hearing their screams when they were reportedly harassed by a group of three men in the toilet of a McDonald’s.

Albayrak sustained severe brain damage and fell into a coma. Doctors pronounced her brain dead on 26 November. Her parents decided to remove her life support on 28 November, her 23rd birthday.

Clara Luzia was recorded raw version of this song in her kitchen and shared it on soundcloud right after Charlie Hebdo attack.

“I’m deeply concerned about what happened in Paris, and don’t really know what to say, where to begin. A few weeks ago I wrote a song called “Cosmic Bruise” trying to cope with the death of Tuğçe Albayrak. Unfortunately this song keeps spinning in my head these days. I recorded it in my kitchen an hour ago. Please don’t mind the quality of the recording; it’s not about that at all this time. Thanks for reading, listening, paying attention, and caring!”

Advertisements

Written by barisvskaya

July 8, 2015 at 8:39 pm

No one’s watching – Clara Luzia

leave a comment »

Clara Luzia’nın Mart ayında yayınlanması beklenen ‘We are fish’ albumünden harika bir parça. İlk dinleyişte aşk minvalinden.

http://soundcloud.com/asinella-records/clara-luzia-no-ones-watching

Written by barisvskaya

December 21, 2012 at 2:20 pm

Posted in Videos

Tagged with

Clara Luzia – Light is faster than sound / Wir Sind Wien, 01/06

leave a comment »

Written by barisvskaya

June 19, 2012 at 5:13 pm

Arkaoda’mızda bir kadın ozanı ağırladık!

leave a comment »

Sağanak yağışa teslim olan bir İstanbul pazarında, Arkaoda’nın yolunu tutanlar, bu yılın en iyi konserlerinden birine tanıklık ettiler. Avusturya’nın şarkıcı/ozan camiasının önde gelen simalarından Clara Luzia’yı ağırladık 8 Şubat akşamı. Tek başına, gitarıyla. Clara’nın büyüleyici sesine ve “arif olan anlar” tadında şarkı sözlerine sıkıştırılmış kişisel hikâyelerine teslim olduk. Nisan ayı ortasında yayınlanacak yeni albümü “The Ground Below”dan parçalar dinledik. Hatta “These Lines”a eşlik ettik. “Flaws”la kusurlarımızla yüzleşip, “10 Legged Family / On Bacaklı Aile”siyle tanıştık Clara’nın. Daha da ileri gidip “Dry”la o akşam çocuk yapmaya bile karar verdik. “My Body Is A Dairy”le kikâyelerimize bir  yenisini ekleyip, “Lull”la sessizliğe büründük sonrasında. Aslında o geceye dair ne söylesek laf-ı güzâf. Yine de sizler için bu güzelliği kelimelere sıkıştırıp, havaalanında kendisiyle mini bir röportaj yaptık. O akşamı, mekanı, Avusturya’daki şarkıcı/ozan camiasını ve yeni albümü “The Ground Below”u sorduk.

Bu Istanbul’a ilk gelişindi ve Arkaoda’da harika bir konser verdin. İzleyiciler paralize olmuş gibiydiler. Kesif bir sessizlik hakimdi ortama. Seyirciyi ve ortamı sen nasıl buldun?

Arkaoda gerçekten çok hoş bir yer. Oturma odası gibi. Sanki seninmiş gibi. O yüzden de girer girmez kendimi evimde gibi hissettim. Seyirciye gelince, gerçekten çok şaşırdım ve etkilendim. Bu tarz küçük ortamlar için fazlasıyla sessiz ve katılımcıydılar. Onlardan yeni albümümde de yer alan “These Lines”ın nakarat bölümüne eşlik etmelerini rica ettiğimde, hemen tepki verip benimle birlikte söylediler. Normalde böyle bir tepkiyi almak gerçekten zordur. Mesela Avusturya’da bu iş neredeyse imkansızdır. O yüzden çok güzel ve özeldi benim için.

Bu tarz solo konserler sence de grupla çalınanlara göre daha zor değil mi?

Evet, oldukça. Tek başıma çaldığımda genellikle gergin ve sinirli oluyorum. Grubumla beraberken sinirin esamesi bile okunmaz. Tek başıma olduğumda, bütün ilginin sadece bende olduğunu hissediyorum ve geriliyorum biraz. Kendimi izleyicinin yerine koyduğumda da, grup konserlerini solo konserlere yeğ tutarım. Çünkü çabucak sıkılabiliyorum, sahnede tek kişi olduğunda. İnsanları sıkma ihtimalimden çok endişe duyuyorum ve solo konserler benim için biraz stresli geçiyor bu yüzden.

Clara Luzia adı altında iki albüm yayınladın. Üçüncüsü “The Ground Below” da yolda. Yanılmıyorsam nisanda yayınlanacak. Kayıt süreci ve duygusal anlamda “Railroad Tracks”, “The Long Memory” ve son albümün “The Ground Below” arasındaki farklar neler?

Albümler arasındaki en büyük fark sanıyorum ki kayıt süreci ve grup üyeleri arasındaki oluşan bağ. İlk albümümüz “Railroad Tracks”te tam anlamıyla bir grup olamamıştık. O yüzden de çok sayıda misafir sanatçı vardı albümde. Aslında hâlâ da nereye gideceğimizi bilmiyoruz ya. Neyse, örneğin basçımız ilk albümde konuk sanatçı olarak yer almıştı. Sonradan “ahh, evet o” diyerek gruba dahil ettik. “The Long Memory” ise daha bir grup albümüydü. Grubu oluşturmuştuk, altı kişiydik ve birlikte büyüdük sayılır. Albümdeki parçaların birçoğunu stüdyoda canlı kaydettik. Yeni albüme gelince, aşama aşama kaydedilen bir albüm. Sadece tek bir parçayı hep beraber kaydettik. Bütün aranjmanlar önceden hazırlandı. O yüzden de grup, üyeleri kayıtlar tam anlamıyla bittikten sonra, parçaları dinleme imkanı buldular. Bu olduça değişik bir yaklaşımdı bizim için. Sanıyorum ki, bir sonraki albümümüz ilk ikisi gibi olacak. Gerçekte “The Ground Below”daki yaklaşımımızdan çok memnun olduğumu söyleyemem. Ama bunu da bir deneyelim dedik. Bakalım…

İlk iki albümünde geniş açılı Clara Luzia hikâyelerinden bahsediyordun. Son albümünde de bu hikâyelere mi yer veriyorsun?

Şarkı sözü anlamında pek fazla birşey değişmedi. Genelde kendi kişisel hayatımdan yola çıkarak daha büyük bir resmi çekmeye çalışıyorum. Yeni albümde de bunu yapmaya çalıştım. Hayatımdaki çok özel ve kişisel anları anlattım. O yüzden de şarkı sözleri hakkında konuşmak her zaman zor oluyor benim için.

İstersen biraz da Avusturya’daki şarkıcı/ozan camiasından bahsedelim, bu konuda yetkin bir bilgimiz olmadığını ekleyerek. Bizlere önereceğin ya da takip etmemizi salık vereceğin gruplar ya da müzisyenler kimler?

Şimdilerde Avusturya’da bir şarkıcı/ozan patlaması var. Nereye elinizi atsanız bir şarkıcı/ozan’a rastlıyorsunuz. Herkes birbirini tanıyor. İyi bir iletişim ağına sahibiz ve yardımlaşıyoruz. İsimlere gelince, “A Life, A Song, A Cigarette” bu aralar epey popüler Avusturya’da. Almanya piyasasına girmeye çalışıyorlar. Almanca söyleyen “Ja, Panik” de iyilerden. Almanya’da oldukça iyi eleştiriler aldılar. Benim plak şirketim Asinella’dan yayınlanan Marilies Jagsch var. Çok iyi bir ses ve oldukça da iyi satıyor. Gustav’ı da es geçmemeliyim. Aslında kendisi şarkıcı/ozan geleneğinden gelmiyor. Dizüstü bilgisayarıyla müzik yapıyor ve harika şarkı sözleri yazıyor. Bence aralarında en iyisi. “Chris And The Other Girls” ve “Soap And Skin”i de sayabilirim. “Soap And Skin” çok genç bir kadın, yanılmıyorsan 18 yaşında. Daha albümü bile yok. Şubat ayında bir EP yayınladı. Ondan önce de toplama albümde yer alan tek bir parçayla epey bir ün kazandı. İnsanlar onun hakkında harika şeyler söylüyorlar.

İnsanlar seni çokça Cat Power, Ani DiFranco ve Laura Veirs’a benzetiyorlar. Bu yakıştırmalar hakkında sen ne hissediyorsun? Bu durum seni rahatsız ediyor mu?

Gururumu okşuyor bu karşılaştırmalar ama onlar gibi söylediğimi düşünmüyorum. Keşke söyleyebilseydim. Elbette bu isimlerle karşılaştırmaları, Alanis Morrisette benzetmesine yeğ tutarım. Başlarda, insanlar onun gibi söylediğimi haykırıyorlardı. Gerçekten Alanis Morrisette’e dayanamıyorum.

Eklemek isediğin son bir şey var mı?

Umarım tekrar bu büyülü şehre gelip, grubumla birlikte bir konser verebilirim.

Bu röportaj Yeni Aktüel dergisinde yayımlanmıştır. (Sayı: 185, 18 Şubat-4 Mart ’09)

Sarah Haas’a fotoğraflar için gönülden teşekkürler!

Written by barisvskaya

February 17, 2011 at 5:37 pm

Posted in Interview

Tagged with , ,