barisvskaya

Just another WordPress.com site

Archive for June 2011

Viyana’yla küçük bir vals

leave a comment »

Gustav Klimt, Joe Zawinul, Stefan Zweig, Johann Strauss, Fritz Lang, Otto Wagner, Ludwing Wittgenstein, Friedensreich Hundertwasser ve niceleri… Bunlardan öte… Adını koymakta zorlandığım… Kimi zaman köşeye sıkışmış hissettiren… Küçük bir sızımsı… Küçük bir peri masalı… Birine yıllar önce verilen bir söz… Mozart’tan ‘Bütün Kadınlar Aynıdır’… Musil’den ‘Niteliksiz Adam’…Ve büyük harflerle benim için bunları tanımlayan ‘VİYANA’…

Toplu taşıma kültürü üzerine tüyolar

Havalanından şehre ulaşımda farklı alternatifler mevcut. Bunlardan en ucuzu Schnellbahn diye tabir olunan hızlı tren. Schwechat havaalanından Wien Mitte’ye yaklaşık 30 dakika süren bu yolculuğun bedeli 3 Avro. Diğer ulaşım seçenekleri ise biraz daha pahalı. Eğer iner inmez Vienna Card alırsanız -ki bu kartla 72 saat boyunca ‘Zone 100’ diye tabir olunan bölgede toplu taşım araçlarından ücretsiz olarak istifade edebiliyorsunuz- aynı bileti 1.50 Avro’ya alabiliyorsunuz. Vienna Card’ın bedeli ise 16.90 Avro. Bu kart size müzelerde, barlarda ve kafelerde indirimler de sağlıyor. Ulaşımda başka seçenekler de mevcut. Örneğin 72 saatlik bilet (12 Avro), 24 Saatlik bilet (5 Avro), tek kullanımlık bilet 1.50 Avro (Otobüs ya da tramvayda alındığında 2 Avro)… Lakin 1.6 milyonluk bu şehirde topu topu 20 kişinin bilet kontrolünden sorumlu olduğunu düşündüğünüzde yakalanma ihtimaliniz neredeyse yok gibi. Artı, Viyanalılar turistlere karşı çok kibar. Bu durum yakalandığınız takdirde durumu kotarma ihtimalini arttırıyor. Bizden söylemesi.

 Viyana’da bir kürtaj semineri deneyimi

Viyana iner inmez bizim tabirimizle SPÖ’nün (Sosyalist Avusturya Partisi) ‘kadın kollarının’, kürtajın Avusturya’da yasallaşmasının 30. yıldönümü vesilesiyle düzenlediği bir seminere doğru yol alıyoruz.

Seminer öncesi Nashmarkt’da bir şeyler atıştırıyoruz. Nashmarkt; kafe, bar ve restoranların yanı sıra bizdeki ‘sebze-meyve pazarı’ kültürünün Viyana versiyonunda yer aldığı bir bölge. Ayrıca cumartesi günleri ‘bit pazarı’ da burada kuruluyor. Ivır zıvırdan antikaya kadar her şeyi bulabiliyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde gitmenizi salık veriyoruz. Hem çeşit hem de fiyatlar açısından… Seminere geri dönersek. Biz oraya vardığımızda Polonya’daki durum anlatılıyordu. Alternatif tayfadan elemanlar da, çok da oralı olmadan kendi aralarında muhabbete dalmışlardı. Bilindiği üzere Türkiye’de de kürtaj 1983 yılından beri yasal. Lakin aptalca bir koşula bağlanmış durumda. Eş ya da ebeveynin onayına…  Elbette bu seminere katılmaktaki amacımız sadece Avusturya’daki ‘kürtaj’ hikayesini size aktarmak değildi. Seminer sonrası Alalie Lilt sahne alacaktı. Ve bu onları canlı izlemek için tek şansımızdı.

Schile, Klimt, Hunderetwasser ve diğerleri

İlk durak Museum Quartier. Burası dünyanın en büyük 10 kültür kompleksinden birisi.  Leopold Müzesi ve  MUMOK (Ludwig Vakfı Viyana Modern Sanatlar Müzesi), Kunsthalle Wien (Yenilikçi sanattaki güncel tema ve trendlerin sergilendiği bir sanat fabrikası), Architekturzentrum Wien (Mimariyle ilgili her şeyi tartışmaya açan, yayınlayan ve arşivleyen bir merkez), Zoom Kindermuseum (Çocuk Müzesi), Tanzquartier Wien (Viayana Dans Stüdyoları) gibi birçok kültür ve sanat merkezi bu kompleks içinde yer alıyor. Bizim seçimimiz, Leopold Müzesi ve MUMOK’tu. Leopold Müzesi’nde Egon Schiele’nin ‘Landshafts’ sergisi vardı. İlgilenenlere bu  müzenin dünyanın en büyük Schiele koleksiyonuna ev sahipliği yaptığı notunu da ekleyelim. Bir Schiele hastası olarak ‘tadı damağımızda kalan’ bir deneyimdi.  Avusturya resminin aykırı çocukları Kokoshka, Richard Gerstl, Albin Egger-Lienz ve Gustav Klimt’de bu mekanın misafirleri arasındaydı. MUMOK’ta ise Minimal Art, Consept Art, Land Art, Fluxus ve  Pop Art gibi yenilikçi ve modern sanatların başyapıtları sergileniyordu.

Yok eğer Klimt hayranıysanız tez elden Belvedere Sarayı’na… Barok mimarisinin en görkemli örneklerinden biri sayılan bu sarayda –ben Viyanalıların yalancısıyım- Gustav Klimt’in ‘Kiss’i de olmak üzere ‘Secession’ hareketinin baş mimarlarının eserlerini bulabilirsiniz. Hazır bahsi geçmişken; şu sıralar Viyana’da John Malkovich’in ‘Klimt’ üzerine bir film çektiğini de ekleyelim.

Geleneksel klişe ve normlarla ‘yakından uzaktan alakanız yoksa’ KunstHaus Wien ve Hunderetwasser Haus’un açlığınızı bastıracağı kesin.  Hafiften Gaudivari havaları olan bu evleri giydiren beynin adı: Freidreich Hunderetwasser. Bu nev-i şahsına münhasır ekolojist, ressam ve mimarın felsefesi ve eserlerini yakından tanımak isteyenlere KunstHaus Wein’deki Hunderetwasser sergisi şiddetle tavsiye olunur. Bizce Viyana’nın ‘görülmezse olmazlarından’ biri… Amiyane tabirle diyelim ki  ‘biraz eski kafalısınız’… Size de önereceğimiz bir mekan var elbette: Albertina. Rubens, Dürer, Michelangelo, Manet, Cezanne sizi keseceğini umarak.

Klasik müzik ve opera

O kadar yol tepip, Viyana kapılarına dayanmışken vals konseri izlemeden olmazdı. Önümüzde iki seçenek vardı: Schönbrunn Sarayı ya da Kursalon.  Biz daha mütevazi olan Kursalon’u tercih ettik. Her yeri olduğu gibi bu mekanı da Japon turistler istila etmişti. Konser süresince fotoğraf çekip durdular. Biraz rahatsız edici bir durum olduğunu söylemek zorundayım. Af buyursunlar. Asıl soru çekilen onca fotoğrafın akıbetinin ne olacağı?! Neyse… Konser programında ‘An der schönen blauen Donua’ gibi klasik Strauss valslerinin yanı sıra Mozart’ın ‘Sihirli Flüt’ operasından da aryalar yer alıyordu. Bir de bale-dans gösterisi.  Konserin bedeli 26 Avro’ydu. Buna benzer konserler Viyana günlük hayatının değişmez parçaları. Tramvaylarda klasik melodiler mırıldanan insanlara sıkça rastlıyorsunuz.

Biz en büyük hayalimiz “Wiener Staatsoper’da opera izlemeyi” gerçekleştirdik, darısı hayelleri olanların başına.  Kapılarını ilk kez 1869 yılında Mozart’tın ‘Don Giovanni’ operasıyla açan Viyana Devlet Opera Binası görülmesini salık verdiğimiz mekanlardan. Elbette meraklısına. Kısmetimize Mozart’tan Cosi Fan Tutte’te çıktı. Biz işi kısmete bırakmadan dersimizi çalışmıştık tabii. Sizlerle de paylaşalım: Bu operanın hikayesi  başlı başlına bir ilgi odağı. Günümüzde birçok eleştirmen tarafından Mozart’ın en büyük operası olarak addediliyor. Bunun sebeplerinde biri; şef soprano ‘Fiordiligi’ rolünün gerçekten de ‘söylenmesi neredeyse imkansız’ olarak anılması. Tek kelimeyle muhteşemdi. Küçük bir iki deneyimimizi aktarıp opera faslını kapatalım: Bir ay önceden satışa sunulan biletler çabucak tükeniyor ya da astronomik rakamlara ulaşıyor. Bilet fiyatları 5 Avro’yla 254 Avro arasında değişiyor. Biraz şanslıysanız benim gibi, 25 Avro ödeyerek sahneyi tamamen gören bir locadan izleyebiliyorsunuz. Temsilden iki saat önce, ‘ayakta’ biletleri satılıyor. Bu biletin bedeli 2 Avro. Yalnız çok uzun bir kuyruk oluyor. Opera’nın diline bağlı olarak çevirileri koltukların önünde, ya da localarda sağ tarafta yer alan elektronik bir ekrandan takip edebiliyorsunuz. Teknolojinin nimetlerinden biri de bu olsa gerek.

Parklar ve Türk göçmenler

Entelektüel bir günün ardından, yapılacak en iyi şey ne dersiniz?! Viyana’nın parklarını keşfe çıkmak tabii. Şansımıza bahardan kalma bir gün var önümüzde.  Volksgarten, Rathauspark, Stadtpark, Burggarten, Kurpark Oberlaa, Pötzleinsdorrfer Schlosspark ve Türkenschanzpark ilk aklıma gelenler. İn cin top oynuyor, kendinizle başbaşa bir gün geçirmek mi istiyorsunuz, vurun kendinizi parklara. Türklerle anılan Türkenschanzpark’a değinmişken Viyana’da yaşayan Türk nüfusla ilgili bir iki küçük gözlememi aktarmak istiyorum. Türkler genelde 16., 10. ve 14. bölgelerde yaşıyorlar. Özellikle 16. bölgedeki Brunnengasse’de yoğun bir Türk nüfusu var. Avusturyalı alternatif tayfanın bu bölgeyi enteresan ve çekici bulduğunu da ekleyelim. Almanya’da yaşayan Türklerle karşılaştırıldıklarında biraz daha içe kapanık ve muhafazakar görünüyorlar. Eğitim düzeyleri de oldukça düşük.

Gece hayatı, mekanlar ve küçük tavsiyeler

Şehrin ölümle dansetmesine aldanmayın. Hava muhalefeti elverdiği takdirde, Viyana’nın gece hayatı epey canlı. Size tavsiyemiz, Viyana’da çıkan yerel gazete ‘Falter’i almanız. Haftalık olarak yayınlanan bu gazetenin içinde Viyana’nın kültür sanat ajandasını bulabilirsiniz. Bu ajandada  mekanların adresleri de veriliyor. Eğer gittiğiniz şehirlerde benim gibi radyo dinlemekten hoşlanıyorsanız Viyana’da size önerebileceğimiz yegane radyo kanalı FM4. 103.8 frekansından yayın yapan bu radyo istasyonu hem Amerikan karşıtı duruşu hem de müzikleriyle bir harika.

B72: En popüler kulüplerden biri. Biz uğradığımızda ‘raga’ gecesi vardı. Giriş 4 Avro’ydu. Rhiz’e çok yakın. İyi ama şimdilerde biraz ticari. Yine de uğrayın. Rhiz: Gün boyunca film ve video gösterimlerinin yanı sıra internet kafe olarak hizmet veriyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde sıkı bir elektronik kulübe dönüşüyor. Bul Bul adında bir gruba denk geldik. Davulcusu DdKern’le da kısa bir sohbet imkanı bulduk. Epey sağlam bir elemandı. Sonradan öğrendiğimize göre Viyana alternatif  müzik camiasının önemli simalarından biriymiş. Bu mekan şiddetle tavsiye olunur. Flex Halle: Dünyanın birçok yerinden gelen DJ’leri ağırlayan, Tuna’nın hemen kıyısında, bulması biraz zor, epey underground havası olan bir kulüp. Gecenin geç saatlerine kadar açık.  Dans etmek için ideal. Chelsea: Avusturyalı ‘underground’ grupları ağırlayan ağırlıklı olarak hip-hop ve britpop’un kulaklarınıza çalınacağı, Flex’in küçük bir versiyonu. Yaş ortalaması da haliyle… Arena: Açılış saati programa bağlı olarak değişiyor. İki kapalı, bir de açık sahnesi var. Önemli pop ve Austropop gruplarını ağırlıyor. 70’lerin ortasından beri faaliyet gösteriyor. Blue Box: Sadece kahvaltı için tavsiye olunur. Kunsthalle Cafe: Daha çok bir buluşma noktası. Karlskirshe’nin manzarası da bir harika. İyi Dj’ler, iyi yemek. Fiyatlar biraz pahalı. Fluc: Eskiden genelevmiş. Şimdilerdeyse en sıkı mekan olduğu söyleniyor. En azından FM4’den öğrenebildiğim kadarıyla… Bunlar dışında Schikaneder, Porgy& Bess ve Fluc Mensa da uğranılmasında yarar gördüğümüz mekanlar. Bira fiyatları da 3.10-3.40 Avro arasında değişiyor.

Bir kahve molası

Viyana’nın ‘efsanevi fenomeni’ kafeleri ve kahvelerinden bahsetmeden olmaz. Eee, ne de olsa ‘bir kahvenin kırk yıl hatırı varmış’:  Kleiner Schwarzer – espresso veya mocha, Grosser/kleiner Brauner – Bizdeki Türk kahvesinin kısmen seyreltilmiş versiyonu üstünde kremasıyla, Verlangerter- Sütlü hafif bir kahve, Melange – Yarı kahve yarı süt, Theeschale Licht – Bir kupa dolusu bol sütlü kahve, Einspanner Bir cam bardak dolusu mocha ve çırpılmış krema,  Fiaka – Cam bardağında mocha ve brendi karşımı. Bu arada aynı bizdeki gibi kahveler suyla geliyor tek eksik olan müstakbel gelin. Kahve fiyatları 1.60 ile 2.60 Avro arasında değişiyor. Size tavsiye edebileceğimiz kafeler Alt Wien, Cafe Europa, Hawelka…

Bir mezuniyet partisi

Viyana’daki son gecemizde Viyana Üniversitesi’nden mezun olan birinin üniversiteyi bitirme partisine davet edildik. Bu partiler epey revaçtaymış Avusturya’da… Küçük bir pub’da düzenlenen epey eğlenceli bir partiydi. Bir ara Michael Jackson’ın ‘Beat it’inin çaldığını hatırlıyorum. Bir de Fredy Mercury’nin parçalarını Almanca olarak yorumlayan epey popüler bir şahsiyetin ilginç şovunu. Bu eğlence içinde bize de Elvis’in ‘Suspicious Minds’ıyla karaoke yapmak düştü. Viyana’ya noktayı da bu vesileyle Elvis’le koymuş olduk…

Advertisements

Written by barisvskaya

June 19, 2011 at 9:32 pm